HAYVAN SAĞLIĞI ŞUBE
MÜDÜRLÜĞÜ
-
Telefon : 0 288 214 16 1
-
Faks : 0 288 214 10 71
KIRIM-KONGO KANAMALI (Hemorajik) ATEŞİ
(KKKA, Crimean Congo haemorrhagic fever)
-
Kırım-Kongo kanamalı ateşinde(KKKA) etken nedir?
-
Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirus soyundan virüslerin
meydana getirdiği, Bu grup virüsler, 100 nm (nanometre) büyüklüğünde,
Ribonükleik asit (RNA) içeren, heliksel kapsidli ve zarflı
virüslerdir.
-
Kırım-Kongo kanamalı ateşi nedir?
-
Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA), Nairovirüslerin neden
olduğu ateş, cilt içi ve diğer alanlarda kanama gibi bulgular ile
seyreden kene kaynaklı bir enfeksiyondur. Son yıllarda tedavide
görülen gelişmelere rağmen, bu enfeksiyonlarda ölüm oranları hala
yüksektir.
-
İnsanlarda klinik ve subklinik olarak seyreden, kenelerin
vektörlük yaptığı ve insanlarda sendromlar halinde görülen önemli bir
enfeksiyondur. İnsanlarda başlıca ensefalitler, kısa süren ateşli
hastalıklar, kanamalı ateşler, poliartrit ile ön plana çıkan
sendromlar şeklinde görülür.
-
Kırım-Kongo kanamalı ateşi virusunun kimyasal ve fiziksel
etkenlere karşı duyarlılığı nedir?
-
Nairoviruslar dayanıksızdır, konakçı dışında yaşayamazlar.
Bu viruslar 56ºC’de 30 dakikada inaktive olur, kanda 40ºC’de 10 gün
yaşayabilir, %1 hipoklorit ve %2 gluteraldehite duyarlıdır ve
ultravviyole ışınları ile hızla inaktive olur. Ribavirine invitro
duyarlıdırlar.
-
Kırım-Kongo kanamalı ateşi hastalığı ilk nerede tanımlanmıştır?
-
Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA) ilk kez 1944 ve 1945 yılı
yaz aylarında Batı Kırım steplerinde çoğunlukla ürün toplamaya yardım
eden Sovyet askerleri arasında görülmüştür. Hastalığa Kırım hemorajik
ateşi adı verilmiştir. 1956 yılında Zaire’ de ateşli bir hastadan
Kongo virüsü tespit edilmiştir. 1969 ise Kongo virüsu ile Kırım
hemorajik ateşi virüslerinin aynı virüs olduğu belirlenmiş ve
Kırım-Kongo kanamalı ateşi olarak hastalık yeniden adlandırılmıştır.
-
Kırım-Kongo kanamalı ateşi bugüne kadar hangi ülkelerde
tanımlanmıştır?
-
Hastalık sıklıkla Afrika, batı Asya ile Ortadoğu ve doğu
Avrupa'da görülmektedir. Kırım-Kongo hemorajik ateş virüsünün
Bulgaristan, Makedonyada, Pakistan, Irak, Afganistan, İran, Kosova,
Kazakistan, Sahra altı Afrika ülkeleri, eski Sovyetler Birliği,
Yugoslavya, Yunanistan, Arap yarımadası, Dubai, Kuveyt, Çin ve
Moritanya’da salgınlar yaptığı bildirilmiştir.
-
Bu sendromlardan kanamalı ateşler grubunda yer alan
Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA), 2002 yılında bahar ve yaz aylarında
bazı illerimizde görülmüş ve Sağlık Bakanlığının yapmış olduğu
çalışmalar neticesinde hastalığın KKKA olduğu doğrulanmıştır.
-
Bulaşmada aracı olan bir etken var mıdır?
-
KKKA hayvanlardan insanlara keneler ile bulaşan bir
enfeksiyondur. Güney Doğu Avrupa ve Güney Afrika arasında göç eden
göçmen kuşlar üzerinde bulunabildiği gösterilmiştir. Bu kuşların
virüsün iki kıta arasında taşınmasına yol açabildiği düşünülmektedir.
Hyalomma soyuna ait keneler Ülkemizin de içinde bulunduğu çok geniş
bir coğrafik alanda yaşamaktadırlar.
-
Virüs, sığır ve koyun gibi Hyalomma keneleri için konak
olan hayvanlarda belirtisiz enfeksiyon ve bir hafta kadar süren geçici
viremi (kanda virüsün bulunması) oluşturmasına rağmen, insanlarda
hastalığa neden olmaktadır. Küçük memeli hayvanlarda da viremi ve
hafif enfeksiyon oluşup keneler için kaynak oluşturabilmektedir. Bir
bölgede, kenelerin ve keneler kan emdiğinde bulaşmayı sağlayacak
kanında virüs bulunan hayvanların bol olması salgın için önemli bir
faktördür.
-
Hyalomma soyuna ait keneler en etkin ve yaygın olmakla
birlikte, 30 kene türünün KKKA virusunu bulaştırabileceği
bildirilmektedir. KKKA virüsunun bazı vektör kene türleri arasında,
transovaryal ve venereal olarak bulaştığı belirlenmiştir. Bu da
virusun doğada dolaşımla korunmasına katkıda bulunabilecek bir
mekanizmadır. Henüz ergin olmamış Hyalomma soyuna ait keneler, küçük
omurgalılardan kan emerken virüsleri alır, gelişme evrelerinde de
muhafaza eder.
-
Kırım-Kongo kanamalı ateşi virusu insanlara nasıl bulaşmaktadır?
-
İnsanlar virüsü; Enfekte kenelerin yapışması/kan emmesi
sırasında salgıladıkları tükürük salgısı ile, Enfekte kenelerin çıplak
elle ezilmesi sırasında temasla, Viremik hayvanların kan ve dokuları
ile temasla, Viremik hastalarla (kan ve diğer vücut sıvıları)temas ile
olmaktadır.
-
KKKA virusunun bulaşmasına etken olan kene nedir? yer yüzünde kaç
türü bilinmektedir?
-
Ülkemizde halk arasında kene, sakırga, yavsı, kerni gibi
isimlerle bilinmektedir. Keneler zorunlu kan emici artropodlar olup
dünyanın her bölgesinde yaşamaktadırlar. Keneler morfolojik olarak
diğer artropodlardan farklı olup, vücutları tek bir parçadan
oluşmuştur. Vücudun ön tarafında ağız organelleri yer almaktadır.
Günümüzde yeryüzünde yaklaşık 850 kene türü bilinmektedir.
-
-

-
Kene yaşam döngüsü nasıldır?
-
KKKA sebep olan Hyalloma türü keneler çoğunlukla iki
konakta gelişim ve yaşam döngülerini tamamlar. Larva ve nimfler küçük
omurgalılarda (tavşan, kuş, fare. vb) erginler ise büyük omurgalı
hayvanlarda (koyun, keçi, sığır, at, yabani gevişenler, insan, vb)
konaklarlar.
-

-
Keneler KKKA hastalığı dışında hayvanlarda ve insanlarda hastalık
bulaştırmada biyolojik rol almakta mıdır?
-
Evet rol almaktadır. Bilinen hastalıklar;
-
– Rikettsia (Ehrlichia, Coxiella, Anaplasma)
-
– Virus (Flaviviridae, Bunyaviridae, Reoviridae,
Rhabdoiridae)
-
– Bakteri (Borrelia, Frncisella, Klebbsiella, Dermatophilus,
Staphylococcus)
-
– Protozoon (Theileria, Babesia, Hepatozoon)
-
Kırım-Kongo kanamalı ateşi hangi hayvanlarda görülür ve hastalık
belirtileri nelerdir?
-
Virüs, sığır, koyun, keçi, tavşan ve tilki gibi
hayvanlardan tespit edilmiştir. KKKA virusu
kenelerin konakladığı hayvanlara bulaşmasına rağmen hayvanlarda; bazen
hafif ateş çıkabilir, bunun dışında hastalık belirtisi
görülmemektedir. Buna karşılık hayvanlar hastalığın yayılmasında aracı
rol (portör) oynamaktadır.
-
Kırım-Kongo kanamalı ateşi salgınlarını etkileyen doğa şartları
nelerdir?
-
Doğu Avrupa ve Asya’daki Kırım-Kongo hemorajik ateş
salgınlarının genellikle insanlar tarafından oluşturan çevresel
şartlara bağlı olarak geliştiği düşünülmektedir. Kırım’daki ilk
salgının, İkinci Dünya Savaşı yıllarında kene ile enfekte olmuş
bölgelerin tarıma açılması nedeniyle oluştuğu sanılmaktadır. Daha
sonra eski Sovyetler Birliği ve Bulgaristan’ da olan salgınlarda ise
ziraatçılık ve hayvancılıktaki değişmelerin rol oynadığı
belirtilmektedir.
-
Kırım-Kongo kanamalı ateşi hangi mevsimde görülmektedir?
-
Hastalık mevsimsel özellik göstermektedir. Genel olarak
mayıs ve ekim ayları arasında görülmesine rağmen, değişik aylarda da
görülebilir.
-
Kırım-Kongo kanamalı ateşi için kimler risk altındadır?
-
Hastalık için çiftlik çalışanları, çobanlar, kasaplar,
mezbaha çalışanları, hayvancılık ile uğraşanlar, veteriner hekimler,
Veteriner sağlık teknisyenleri, akut hastalarla temas olasılığı
bulunan salgın bölgelerde görev yapan sağlık personeli, askerler, kamp
yapanlar risk altındadır.
-
Kene ısırığında ne yapılmalıdır?
-
Yapışan keneler ise kesinlikle öldürülmeden,
ezilmeden/patlatılmadan ve kenenin ağız kısmı koparılmadan, bir pensle
doğrudan düz olarak, döndürmeden yavaşça çekilip alınmalıdır. Isırılan
yere; bol sabunlu suyla yıkanıp temizlendikten sonra iyotlu
antiseptik(tendürdiyot) sürülmelidir. (şayet sabunlu su bulunmaz ise
alkol içeren mendiller kullanılabilinir).
-
Çıplak elle keneye temas edilmemeli eğer elle tutulacaksa
eldiven giyilmeli veya naylon bir poşet yardımı ile keneler
toplanmalıdır.
-
Vücuttaki
kenelerin üzerine herhangi bir kimyasal madde (alkol, klonya, gazyağı
v.b) dökülmemeli, sigara veya ateş kullanarak keneler
uzaklaştırılmamalıdır. Çünkü bu maddeler kenenin kusmasına sebebiyet
vereceğinden hastalık bulaştırma riskini artırmaktadır.
-
Isırılan kişi iki hafta süreyle ateş,yoğun halsizlik, baş
ağrısı, bulantı, kusma gibi belirtiler yönünden takip edilmesi
gerekmektedir. (ateşin 38,3 °C veya üzerinde olması halinde acilen tam
teşekkülü hastaneye başvurulmalıdır)
-
-
Cilde yapışmış bir keneye ait resim.
-
Kan emdikçe zamanla gövdesi kanla dolan kenenin
tutunduğu bölge kızarır ve kaşınır
-
-



-
Kırım-Kongo kanamalı ateşi virüs bulaştıktan ne kadar süre sonra
ortaya çıkar?
-
Kuluçka süresi; virüsün alınma şekline bağlıdır. Kuluçka
süresi kene ısırmasından sonra 2-14 gün arasında değişmekle birlikte
genellikle 1-3 gündür. Virüsü içeren kan ve diğer doku ya da atıklar
ile temastan sonra genel olarak bu süre 5-6 gündür ve 14 güne kadar
uzayabilmektedir.
-
Kırım-Kongo kanamalı ateşine yakalanmış insanlarda hastalık
belirtiler nelerdir?
-
İnsanlarda; hastalık ateş, üşüme-titreme yaygın kas
ağrıları, bulantı-kusma, ishal, yüzde kızarıklık, karaciğerde büyüme
ve kanama ile kendini gösterir. Ateş, kırıklık, kas ağrısı,
iştahsızlık, baş ağrısı, aşırı duyarlılık, sırt ağrısı, kol ve
bacaklarda ağrı, mide bölgesinde ağrı, bel bölgesinde ağrı gibi
belirtiler ile ani olarak başlamaktadır. Bazen bu bulgulara kusma,
karın ağrısı ve ishal ilave olabilmektedir. Gövde ve kol ve bacaklarda
cilt içi kanama görülebilir. Burun kanaması ve değişik alanlarda
kanama bulguları bulunabilir. (Detaylı bilgi için Sağlık Bakanlığı)
-
Kırım-Kongo kanamalı ateşi nasıl kontrol edilir ve nasıl
korunulur?
-
Tüm enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi KKKA’da da
korunma ve kontrol önlemlerinin alınması çok önemli ve gereklidir.
-
a- Hasta ve hastanın sekresyonları ile temas sırasında
mutlaka koruyucu önlemler (eldiven, önlük, gözlük, maske vb.)
alınmalıdır. Genellikle hava yolu ile bulaşmadan bahsedilmemektedir.
Ancak, kan ve vücut sıvıları ile temastan kaçınılmalıdır. Bu şekilde
bir temasın söz konusu olması halinde, temaslının iki hafta süreyle
ateş ve diğer belirtiler yönünden takip edilmesi gerekmektedir.
(ateşin 38,3 °C veya üzerinde olması halinde acilen tam teşekkülü
hastaneye başvurulmalıdır. Hasta olan kişilerin kullandığı malzemeler
ve tuvaletler çamaşır suyu ile dezenfekte edilmelidir
-
b- Hayvan kanı, dokusu veya hayvana ait diğer vücut
sıvıları ile temas sırasında da gerekli korunma önlemleri alınmalıdır.
-
c-Kene mücadelesi çok önemli olmakla birlikte oldukça zor
görülmektedir. Keneler yumurta dönemleri hariç diğer biyolojik
evrelerinde insanlara hücum ederek kan emebilir. Hem mera keneleri hem
de mesken keneleri gelişmelerini sürdürebilmek ve nesillerini devam
ettirebilmek için konakçılarından kan emmek zorundadırlar; genel
olarak da konakçı spesifitesi göstermezler. Bu nedenle öncelikle
konakçılar kenelerden uzak tutulmalı ve kenelerin kan emmeleri
engellenmelidir.
-
d-Mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan
kaçınılması gerekmektedir. Hayvan barınakları veya kenelerin
yaşayabileceği alanlarda bulunulması durumunda, vücut belirli
aralıklarla kene yönünden muayene edilmeli; vücuda yapışmamış olanlar
dikkatlice toplanıp öldürülmeli, yapışan keneler ise kesinlikle
ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan bir pensle doğrudan
alınmalıdır. (Isırılan yer; bol sabunlu suyla yıkanıp temizlendikten
sonra, iyotlu antiseptik sürülmelidir.)
-
e- Diğer önemli hususlardan birisi de piknik amaçlı olarak
su kenarları ve otlak şeklindeki yerlerde bulunanlar döndüklerinde,
mutlaka üzerlerini kene bakımından kontrol etmeli ve kene varsa
usulüne uygun olarak vücuttan uzaklaştırmalıdır. Çalı, çırpı ve gür ot
bulunan yerlerden uzak durulmalı, bu gibi yerlere çıplak ayakla veya
kısa giysilerle girilmemelidir.
-
f- Özelikle kırsal alanlarda dolaşılırken açık renkli
vücudu örten elbise ve çizme giyilmeli veya ayakkabı giyilecekse
pantolon paçaları çorap içine alınmalıdır.
-
g-Hayvan barınakları kenelerin yaşamasına imkan vermeyecek
şekilde yapılmalı, çatlaklar ve yarıklar tamir edilerek badana
yapılmalıdır.
-
h- Hayvan sahipleri ; hayvanların sağım ve kesim zamanını
dikkate alarak; hayvanlarını ve hayvan barınaklarını kene ve diğer dış
parazitlere karşı uygun ektoparaziter ilaçlarla yılda iki kez
ilaçlamalıdır.
-
i- Gerek insanları gerekse hayvanları kene
enfestasyonlarından korumak için repellent olarak bilinen böcek
kaçıranlar dikkatli bir şekilde kullanılabilir. (Repellentler; sıvı,
losyon, krem, katı yağ veya aerosol şeklinde hazırlanan maddeler olup,
cilde sürülerek veya elbiselere emdirilerek uygulanabilmektedir. Aynı
maddeler hayvanların baş veya bacaklarına da uygulanabilir; ayrıca, bu
maddelerin emdirildiği plastik şeritler, hayvanların kulaklarına veya
boynuzlarına takılabilir.)
-
j- Kenelerin çevrede çok olması halinde; mera, çayır, çalı,
çırpı ve gür otların bulunduğu yerler gibi kenelerin yaşamasına müsait
alanlarda, diğer canlılara ve çevreye zarar vermeden, çok dikkatlice
akarisid uygulamalarına başvurulabilir. Genel olarak geniş çevre
ilaçlamaları faydalı görülmemektedir.
-
k-Açık alanlarda yapılabilecek kene mücadelesi amacıyla,
her bir hektara aktif madde olarak carbaryl ve propoxur hektara 2 kg,
deltamethrin ve lambda-cyhalothrin 0,003-0,3 kg, permethrin 0,03-0,3
kg, pirimiphos-methyl ise 0,1-1 kg olarak uygulanabilmektedir
-
Bakanlığımız il ve ilçe Müdürlüklerince ilkbahar ve
sonbahar döneminde olmak üzere yılda en az iki kez ağıllar ve
ahırlarda, hayvan gübrelerinin döküldüğü alanlar, çeşme başları ve
hayvan durakları ile parazitlerin bulunabileceği muhtemel alanlarda
pülverizatör ile ilaçlama yapılmasının yetiştiricilere iyi bir şekilde
anlatılması gerekmektedir. Aynı dönemde büyük ve küçükbaş hayvanların
ektoparaziter ilaçlanmanın yapılması, Kene Mücadelesinde; hayvan
yetiştiricileri, Sağlık Bakanlığı, yerel yönetimleri desteğinin
sağlanması sorunun çözümünde zorunluluk arz etmektedir.
-
Günümüze kadar kullanılan hiç bir mücadele yöntemi (bir kaç
sınırlı alan hariç), tam bir kene eradikasyonu sağlayamamıştır. İnsan
ve hayvanlardan kan emen kenelerin sayısını düşük maliyetlerle kabul
edilebilir sınırlara indirilmesi hedeflenmelidir.
-
Akarisid ile kene kontrolünün başlıca 7 zorluğu vardır
-
1. Kenelerin yoğun biçimde tarım ve orman alanları içinde
yayılmış olması, çevreye zarar verecek düzeyde akarisid kullanımını
gerektirmektedir.
-
2. Akarisidlerin kenelerin konakları üzerinde tutundukları
bölgelere ulaşabilmesi ancak konağın tüm vücudunun yıkanmasını
gerektirmektedir
-
3. Konak üzerinde bulunmadıkları süre içinde keneler
akarisid ilaçların ulaşamayacağı yerlerde saklanmaktadır.
-
4. Kenelerin yüksek orandaki üreme yeteneği (3000-7000
yumurta) ilaçlamaların düzenli bir sıklıkta yapılmasını
gerektirmektedir.
-
5. Kenelerin uygun olmayan çevre koşullarında çok uzun
süreler boyunca canlı kalabilmeleri.
-
6. Kenelerin konak seçiminde çok alternatifinin olması
-
7. Akarisid direncinin oluşması