-
ETİYOLOJİ
-
Peste des petits ruminants virusu (PPRV) Paramyxoviridae familyası,
morbillivirus grubu içinde yer almaktadır. Daha önce sığır vebası
virusu (RPV), PPRV, köpek gençlik hastalığı virusu ( canine
distemper virus, CDV) ve kızamık virusunun (measles virusu, MV) yer
aldığı morbilli virus grubuna deniz memelilerinde hastalıklara neden
olan vi-rüsler de dahil edilmiştir. PPRV, serolojik olarak tek
tiptir ve aynı grup içinde yer alan sığır vebası virüsü ile
antijenik yakınlık gösterir.
-
PPRV fiziksel ve
kimyasal etkenlere karşı oldukça duyarlıdır. 60°C' de bir saatte, pH
4-10 dışındaki değerlerde de kolayca inaktive olur. Bilinen
dezenfektanlara karşı oldukça duyarlı olan PPRV için yağ eriticiler
(alkol, eter, fenol) ve %2 sodium hidroksit de (24 saat litre/m2)
dezenfektan olarak kullanılabilir. Ultraviole ışınları ve güneş
ışığında dayanıksız olan bu etken, soğuk şartlarda (-20°C' de veya
daha düşük ısılarda) uzun süre canlılığını muhafaza eder.
-
EPİDEMİYOLOJİ
Hastalık doğal şartlarda evcil hayvanlardan koyun ve keçilerde
görülür. Her iki tür arasında duyarlılık açısından önemli
farklılıklar mevcuttur. Keçiler koyunlara nazaran hastalığa daha
duyarlıdır. Birbirine yakın sürülerde bile koyunlarda hiçbir klinik
semptom oluşmadan keçilerde hastalığa bağlı ölümler görülebilir.
-
Sığır ve domuzlar
ise gerek doğal gerekse deneysel koyun keçi vebası enfeksiyonlarında
son konakçıdırlar. Virusa karşı immun cevap şekillenmesine rağmen bu
hayvanlarda (sığır ve domuz) klinik enfeksiyon ve virus saçılımı
görülmez.
-
PPRV'a karşı duyarlılıkta türler arası farklılıklar kadar, yaş grubu da
önemli rol oynar. Özellikle endemik bölgelerde 3-18 aylık genç
hayvanlar yetişkinlere oranla daha hassastır. Mevsimsel bir insidens
farklılığı olmamasına karşın, yağmurlu ve soğuk mevsimlerde, hayvan
hareketlerinin yoğun olduğu dönemlerde ve doğum mevsiminde hastalık
daha sık görülmektedir.
-
Hasta hayvanlarda göz yaşı, burun akıntısı, salya ve gaita yüksek
oranda virus içerir. Hastalık, kontamine materyallerle indirekt
olarak bulaşabilirse de en önemli bulaşma yolu yakın temasla direkt
bulaşmadır. Özellikle hastalığın görülmediği ülke veya bölgelere
inkubasyon dönemindeki veya subklinik hasta hayvanların getirilmesi
en önemli enfeksiyon kaynağını oluşturur. Hastalıktan ari bölge ve
ülkelerde bir sürüde enfeksiyon şekillendikten sonra, kısa sürede
hastalık sürü içinde ve sürüler arasında hızla yayılır.
-
-
-
PATOGENEZ
-
PPRV'nun doğal bulaşmasında en önemli giriş yolu nasofarangial
mukozadır. Enfekte akciğer dokusu koyun ve keçilerde yüksek oranda
virus ihtiva eder. Lenfoid dokulardaki lenfositlerin yıkımı sonucu
oluşan leukopeniye bağlı olarak immundepresyon şekillenir ve latent
persiste enfeksiyonlar aktive olur.
-
KLİNİK SEMPTOMLAR
-
Koyun keçi vebasında klinik seyir; hastalığın ekzootik veya endemik
olmasına, hayvanın türüne, yaşına ve alınan virus miktarına bağlı
olarak perakut, akut ve subakut seyredecek kadar değişen
farklılıklar gösterir. Tipik semptomlar, hastalığın akut klinik
formunda görülür. Ölüm oranı hastalığın klinik seyrine ve hastalanan
hayvanların yaşına bağlı olarak %3-80 arasında geniş sınırlar
içindedir.
-
-
Perakut form
-
Genellikle keçilerde veya genç hayvanlarda görülür. İnkubasyon
süresi 2
güne
kadar düşer. Hastalık ani yüksek ateş, depresyon, iştahsızlık ve
solunum güçlüğü ile başlar.
-
Bazı olaylarda mukoz membranlarda konjesyon ve hemorajiler görülerek
kısa sürede ölümle sonuçlanır. Morbidite %100 iken mortalite %90
civarındadır.
-
-
Akut
form
-
İnkubasyon süresi 4-6 gündür. Bazı olaylarda 3-10 gün arasında
farklılık gösterir.Yüksek beden ısısını (41-42 0C), iştahsızlık,
genel düşkünlük, burun ucunun kuruması ve konjuktivaların konjesyonu
takip eder. Başlangıçta seröz karakterde olan göz ve burun akıntısı
hastalık ilerledikçe mukoprulent bir hal alır. Yüksek ateşin
görülmesinden 2-3 gün sonra diş etlerinden başlamak üzere dudak
mukozalarında, dilde, yumuşak ve sert damakta, papillalarda ve burun
mukozasında eroziv lezyonlar şekillenir.
Hastalık ilerledikçe eroziv karakterdeki ağız lezyonları ülseratif
bir hal alır ve ağızda pis bir koku hissedilir. Öksürük çok sık
rastlanan bir diğer klinik semptomdur. Bu dönemde mukoprulent bir
hal alan burun akıntısı solunumu güçleştirir. İshalin başlaması ile
beden ısısı düşer. İshal her zaman hemorajik karakterde olmayabilir.
Bu dönemde gebe hayvanlarda abort görülebilir. Solunum güçlüğü,
hipotermi ve dehidrasyonu takiben 8-10 gün içinde ölüm şekillenir.
Morbidite %100'e ulaşırsa da mortalite geniş sınırlar içinde
farklılık gösterir. Canlı kalan hayvanlar 2 hafta içinde
iyileşebilirler veya hastalık latent enfeksiyonların aktivasyonu
sonucu sekonder ve miks enfeksiyonlar ile sonuçlanır.
-
-
Subakut veya subklinik form
-
Lokal ırkların doğal direncine, hayvanın yaşına, türüne ve alınan
virus miktarına bağlı olarak yetişkin hayvanlarda oldukça sık
görülür. Hastalık süresi 10-15 gün kadardır. Klinik semptomlar
belirgin değildir. Düzensiz beden ısısının dışında herhangi bir
semptom görülmez dolayısıyla kolaylıkla gözden kaçabilir. Pneumopati
en önemli klinik bulgudur. PPR'da hastalığın subklinik formunun son
dönemlerinde ağız ve burun mukozasında papülöz, pustülöz, ektima
benzeri değişiklikler
oluşur ve bu oluşumlar klinik teşhiste önemli karışıklıklara neden
olur. Hastalığın subklinik formu hastalığın yayılması açısından
oldukça büyük öneme sahiptir.
-
-
-
TEŞHİS
-
Klinik teşhis
-
Subklinik ve perakut formların dışında PPR'ın akut formunda klinik
bulgular hastalıktan şüphe edilmesi için yeterlidir. Ancak perakut
ve subklinik formlarda anemnestik bilgiler değerlendirilerek solunum
ve sindirim sistemi semptomlarının birlikte görüldüğü olgularda
diğer bakteriyel, viral ve paraziter hastalıklarla birlikte PPR'da
göz önünde bulundurulmalıdır, kesin teşhis ancak laboratuvar
muayeneleri ile mümkündür.
-
Klinik muayeneden önce filyasyon tespitinde yardımcı olacak aşağıdaki
soruların cevapları bulunmalıdır.
-
• Hangi klinik
semptomlar görülüyor ?
• Hastalık ilk ne zaman görüldü ?
• Hastalanan hayvan türleri nelerdir ?
• Hastalık öncesi aynı türden hayvanlarla temas var mı?
• Yeni hayvan alımı oldu mu?
• Hayvan pazarı, ortak mera ve su kaynağı yönünden hastalık
ihtimalleri söz konusu mu?
• Uygulanan aşılar nelerdir ?
• Yaş grubuna göre hastalık ve ölüm oranları nelerdir ?
• Benzer hastalık tablosu daha önce görüldü mü ?
• Hastalıktan etkilenen başka sürü veya sürüler var mı ?
-
Aşağıda belirtildiği şekilde yapılacak sistemik muayenelerde, muayene
sonuçları düzenli olarak kayıt edilip alınacak örneklerle birlikte
laboratuvara ulaştırılmalıdır.
-
-
Genel
durum;
Durgunluk,
iştahsızlık, susuzluk, yüksek ateş, geviş getirmeme durumu, ishalin
varlığı,
Solunum;
Solunum şekli, öksürük,
Lenf yumruları;
Lenf yumrularının büyüklüğü,
Gözler;
Bakışlardaki durgunluk, konjesyon, göz yaşı akıntısı ve
özelliği,
Burun;
Burun ucunun kuruluğu, burun akıntısı ve özelliği, burun
mukozasının durumu,
Ağız;
Diş etleri, ağız mukozası, damak, papillalar ve dilin durumu,
ağızda koku mevcudiyeti,
Dehidrasyon;
Derinin dehidrasyon yönünden durumu,
Ayaklar;
Ayak lezyonları, yönünden incelenir.
-
-
Postmortem muayene
-
Perakut ve subklinik formlarda önemli bir otopsi bulgusuna
rastlanmazken tipik otopsi bulguları akut klinik formda görülür. Bu
nedenle eğer mevcut ise açık tipik klinik semptom gösteren hasta
hayvanlar öldürülerek otopsi yapılmalıdır. Hastalık sonucu ölen
hayvanlarda ise postmortem muayeneler mümkün olduğu kadar çabuk
yapılmalıdır. Hastalığın çok erken yada son dönemlerinde ölen
hayvanların postmortem muayenelerinde önemli bir otopsi bulgusu
görülmeyebilir.
-
-
Laboratuvar teşhisi
-
Laboratuvara gönderilecek materyallerin alınacağı hayvanlar dikkatle
seçilmelidir. Özellikle hastalığın sonlarına doğru ölmüş ve ileri
derecede ishalin şekillendiği hayvanlardan alınacak numuneler
yeterli oranda virus içermediğinden virolojik muayeneler için uygun
değildir. Numunelerin alınması ve nakli sırasında soğuk zincir
şartlarının sağlanması gereklidir. Virolojik muayeneler için
gönderilecek numuneler aseptik şartlarda, hiçbir şey ilave edilmeden
buz aküleri yada buz içinde gönderilmeli ancak dondurulmamalıdır.
-
BAĞIŞIKLIK
-
Koyun keçi vebası hastalığından iyileşen hayvanlarda ömür boyu devam
ettiği düşünülen uzun süreli bir bağışıklık şekillenir ve
bağışıklıktan nötralizan antikorlar sorumludur. Aktif olarak
bağışıklık kazanmış analarda antikorlar kolostrumla yavruya geçer.
Kolostrumla kazanılan pasif bağışıklık süresinin analardaki antikor
seviyesine bağlı olarak 3-6 ay arasında olduğu bildirilmektedir.
-
MÜCADELE VE KONTROL
-
Koyun keçi vebası hastalığı, istisnai durumların dışında her zaman
hastalıktan ari ülke veya bölgelere hasta hayvan girişleri ile
nakledilmektedir.Bu nedenle mücadelede hayvan hareketlerinin
kontrolü büyük önem arz eder. Küçük ruminantlarda PPR hastalığının
çıkmasından sonra hastalığın çevreye yayılması oldukça hızlıdır. PPR
görüldüğünde uygulanacak karantina tedbirleri ve hasta hayvanların
imhası hastalığın yayılmasına engel olur. Hastalık tesbit edilen
yerlerde hastalığın görülmediği fakat sirayete maruz hayvanlara
çevreden merkeze olmak kaydıyla yapılacak aşı uygulamaları ile
hastalığı kısa sürede kontrol altına almak mümkündür.
-
Şüpheli her vaka mutlaka takip edilmeli, hastalık görülmesi
durumunda derhal ihbarı yapılmalıdır.
-
Mevzuat
-
Koyun ve Keçi Vebası (PPR)
-
Madde 122- Koyun ve keçi vebası hastalığı tespit edildiğinde hastalığı
söndürmek için genel tedbirlere ilave olarak hastalığın durumuna
göre aşağıdaki özel tedbirler o yerin hayvan sağlık zabıtası
komisyonunca kararlaştırılır.
-
a) Koyun ve keçi vebası çıkan yer karantinaya alınır ve geçit yerlerine
hastalık levhaları konur. Hastalıklı yerin pazarında küçükbaş
hayvanların satışı yasaklanır.
-
b) Hastalığın bulaşmasından şüphe duyulan hayvanlar dışında olan ve
enfeksiyona açık çayır, mera, su ve yol ortaklığı bulunan küçükbaş
hayvanlara attenue homolog PPR aşısı veya attenue sığır vebası aşısı
tatbik edilir.
-
c) Koyun ve keçi vebası hastalığının süratli bir şekilde yayılma
gösterdiği durumlarda karantina bölgesindeki iskele, istasyon ve
anayollarda küçükbaş hayvan sevkiyatı yasaklanır.
-
d) Koyun ve keçi vebasından öldükleri kesin olması sebebiyle otopsi
yapılmayan hayvanlarla, hastalık şüphesiyle otopsi yapılan hayvanlar
da iki metre derinliğindeki çukurlara üzerine sönmemiş kireç
dökülerek veya yakılarak gömülür.
-
e) Koyun ve keçi vebası hastalığı çıktığında uygulanacak aşılama
programı ve esasları Bakanlıkça tespit edilir ve valiliklere
bildirilir.
-
f) Koyun ve keçi vebası hastalığının çıkması sonucu karantinaya alınan
yerlerden koyun, keçi, sığır, manda ve kanatlı hayvanlar ile saman,
ot ve hayvan maddelerin çıkarılması yasaktır. Deve ve tektırnaklı
hayvanlar ile sığır derilerinin dezenfekte edildikten sonra dışarı
çıkartılmasına izin verilir.
-
g) Nakliyat esnasında koyun ve keçilerde veba hastalığı saptandığında
ilk varılacak iskele, istasyon veya diğer yerlerde hastalar,
hayvan sağlık zabıtası komisyonu kararı ile 21 gün süreyle
karantinaya alınır. Karantina altına alınan yerlerdeki sürülerin
bakım ve iaşe masrafları sahipleri tarafından karşılanır.
-
h) Hasta veya hastalıktan şüpheli hayvanlarla temas edenlerin ellerini,
elbise ve ayakkabılarını dezenfekte etmeleri zorunludur. Hasta
hayvanlara ait eşya ve malzemeler, nakilde kullanılan vasıtalar
dezenfekte edilmedikçe kullanılmaz. Hasta hayvanların bulundukları
yerin zemini, duvarları, yemlikleri, bölmeleri dezenfekte edildikten
sonra kullanılır. Hastalıklı yerdeki yemler tektırnaklı
hayvanlara yedirilebilir.
-
i) Koyun ve keçi vebası hastalığı Türkiye’ye sınırı olan devletlerde
veya başka ülkelerde çıktığında yurt içinde belirlenecek tampon
bölgeler ile koruyucu aşılama programı Bakanlıkça düzenlenir.
Bakanlık il müdürlükleri koyun ve keçi vebası aşılama programını
bütün imkanlarını ve personelini görevlendirerek öncelikle uygulamak
zorundadır. j) Koyun ve keçi vebası hastalığı sebebi ile konulan
karantina, son ölüm veya iyileşmeden 30 gün sonra gerekli
dezenfeksiyon yapılarak kaldırılır.