HAYVAN SAĞLIĞI, YETİŞTİRİCİLİĞİ ve SU ÜRÜNLERİ ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ

Şube Müdürü 

Funda Eylem ÖZEL

Telefon             

0 288 214 16 18

Faks                 

0 288 214 10 71

Santral          

0 288 214 35 47

E-Posta

kirklareli.haysag@tarimnet.gov.tr

 

Şube Müdürlüğünün Görevleri

Personel

Hastalık Çıkışında Haberleşme, Hastalık İhbarı

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı

Kurbanlık Hayvanlar Hakkında Genel Bilgi

İhbarı Mecbur Hastalıklar

Yurtiçi Veteriner Sağlık Raporlarının Düzenlenmesi ile İlgili Hususlar

Menşe Şahadetnamesi Düzenlenmesi

Koyun-Keçi Türü Hayvanların Tanımlanması, Tescili ve Düzenlenmesi Yönetmeliğinin Uygulama Talimatı

 

İHBARI MECBUR HASTALIKLAR

(2004-14 Tebliğ):

 

1. Sığır vebası 18. Tavuk vebası (Avian influenza)
2. Şap 19. Newcastle (Yalancı tavuk vebası)
3. Sığır tüberkülozu 20. Pullorum
4. Sığır brusellozu 21. Kanatlı tifosu (Tavuk tifosu)
5. Sığırların süngerimsi beyin hastalığı (BSE) 22. Arıların amerikan yavru çürüklüğü
6. Anthrax (Şarbon) 23. Varroa
7. Kuduz 24. Balıkların enfeksiyöz hematopoietik nekrozisi (IHN)
8. Koyun-keçi çiçeği 25. Scrapie
9. Koyun ve keçi brucellozu 26. Kedilerin süngerimsi beyin hastalığı (FSE)
10. Koyun ve keçi vebası (PPR) 27. Bonamiosis
11. Mavidil 28. Marteiliosis
12. At vebası 29. Spring Viraemia of Carp (SVC)
13. Ruam (Mankafa) 30. Viral Hemorajik Septisemi (VHS)
14. Durin (At frengisi) 31. Infectious Pancreatic Nekrosis (IPN)
15. Atların enfeksiyöz anemisi 32. Bakterial Kidney Disease (BKD)
16. Veziküler stomatitis (Bulaşıcı stomatitis) 33. Crayfish Plague (Kerevit Vebası)
17. Equine encephalomyelitis  
KANATLI SALMONELLASI
Newcastle hastalığı/Kanatlı Tifosu
 
Salmonella içerisindeki etkenlerden S.pullorum, pullorum hastalığının, S.gallinarum'da kanatlı tifosunun etkeni olarak bilinmektedir. An­cak sahada pullorum hastalığının çok az görül­mesi ve iki etkenin farklı türlerden ziyade biyo­var olarak değerlendirilmesi bu iki hastalığın bir­likte nitelendirilmesine yol açmıştır. Kanatlı Salmonellozisi, Salmonella cinsin­deki etkenlerden ileri gelen kanatlıların büyük bir çoğunluğunda önemli hastalık tablolarına ne­den olan bir infeksiyondur. Ayrıca kanatlı Sal­monella türlerinin bazılarının insanda da infek­siyon yapması nedeniyle Salmonellozis kanat­lılardan bulaşabilen önemli zoonotik infeksiyon­lar olarak değerlendirilmektedir.
 
Epidemoljisi
 
Ülkesel Durum
Türkiye'de Tavukların Salmonellozis'i 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu'na göre "İhbarı Mecburi Hayvan Hastalıkları" kap­samında olup, damızlık kümeslerin Salmonella pullorum/gallinarum yönünden kontrolü de son olarak 1998'de Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın çıkarmış olduğu "Kuluçkahane ve Damızlık iş­letmelerinin Sağlık ve Kontrol Yönetmeliği ve Talimatı" ile düzenlenmiştir.Bölge Enstitüleri ve İl Tarım Müdürlükleri iş birliği ile Kuluçkahane ve Damızlık iş­letmesi ihtiyaç duyulduğunda daha sık olmak kaydı ile en az 6 ayda bir denetlenmekte ve Laboratuar kontrollerinden  tabii tutulmakta ,şartları uygun işletmeler (Salmonella testleri dahil) sertifikalandırılarak , miyadlı olarak üretim izni hakketmiş olurlar.
 
Etiyolojisi
Hareketsiz Salmonella'lar olarak bilinen S.­pul/orum ve S.gal/inarum Gram negatif sporsuz ve kapsülsüzdürler. 0.3-0.5x1.0-2.5µm boyut­larında küçük çomaklar tarzında görülürler.
Laboratuvar besiyerlerinde (kanlı agar, Mac Conkey agar, EMB gibi) 24-48 saatte gözle gö­rülebilen koloniler oluştururlar. Fakültatif anaerob özellikte olan bu etken­ler, buyyonda homojen bir şekilde, hafif bula­nıklık meydana getirerek ürerler.
Biyokimyasal aktiviteleri oldukça yüksektir. Bu nedenle, Sal­monella izolasyonunda kullanılan besi yerleri­nin bileşimi, bu mikroorganizmaların önemli iki özelliklerini ortaya çıkarma esasına dayanmak­tadır.
 
Patogenesiz
S.pullorum ve S.gallinarum infeksiyonları başta tavuk olmak üzere hindi, bıldırcın, güver­cin, serçe ve papağanlarda görülür.
Tavuk ırkları arasında da infeksiyona duyar­lılık derecesi değişmektedir. Hafif ırklar, özellik­le, Leghon'lar ağır ırklara göre daha dirençli­dirler. Pullorum hastalığı genellikle gençlerde görülmesine rağmen, erginlerde de zaman za­man görülebilmektedir. Kanatlı tifosu ergin has­talığı olarak kabul edilmesine karşın, gençler­de, özellikle ilk bir aylık civcivlerde %26 morta­lite oluşturabilmektedir. Dolayısıyla gençlerin erginlere göre, dişilerin de erkeklere göre has­talığa daha duyarlı olduğu söylenebilir.
Bulaşma kaynağını genellikle infekte yani taşıyıcı kanatlılar teşkil eder. Dolayısıyla bu hay­vanlara ait infekte yumurtalar kuluçka için kul­lanıldığında hastalığın en temel şekli olan verti­kal bulaşma söz konusudur. Genellikle hasta veya portör hayvanlar %30 civarında mikroplu yumurta çıkarırlar. Bu yumurtalardan civciv çık­ma olasılığı azalmasına rağmen embriyo döne­minin kayıplarından sonra, çıkabilen civcivler portör olarak mikroorganizmaları diğerlerine bu­laştırır. Ayrıca mekanik bulaşmada vahşi kuşların, rodentlerin ve sineklerin de rolü vardır.
 
Semptomlar
Genellikle pullorum gençlerin, kanatlı tifo­su ise erginlerin hastalığı gibi düşünülse de, vertikal bulaşma çok önem taşıdığı için civciv ve genç piliçlerde aynı klinik belirtiler görülür.
İnfekte yumurta/arda çıkış mümkün olsa bile kısa sürede civcivlerde ölümler izlenir. Ya da halsiz, zayıf civcivler görülür. Kloakaları kirli ve beyaz renklidir. Bazı durumlarda ise ölümlere daha sonraki haftalarda, genellikle de 2. ve 3. haftada rastlanır.
Ergin hayvanlarda genellikle semptom gö­rülmez. Ancak akut olgularda halsizlik, düşkünlük, yumurta veriminde düşüş, ilk günlerde ateş, iştahsızlık ve 10 gün içinde de ölüm izlenebilir.
Ancak kronik olgularda bu semptomları izlemek mümkün değildir. Buna karşın lokalize formları görülür. Ovaritis, salpingitis ve özellikle de yu­murtanın karın boşluğuna düşmesine bağlı bo­zukluklar söz konusu olur. Etkenin virulansına ve sürünün direncine göre pullorumda mortali­te %0-%100, tifoda ise %10-%93 arasında de­ğişmektedir.
Morbidite mortaliteden daha yüksektir. Ge­nellikle de hastalığı geçiren hayvanlar portör ola­rak kalırlar ve hastalık için bulaş kaynağını oluş­tururlar.
Nekropside, perakut infeksiyonlardan ölen hayvanlarda herhangi bir bulgu görülmeyebilir. Akut infeksiyonlarda ise karaciğer, dalak ve böb­rekler hemorajik görünümlü olup karaciğerde küçük nekrotik odaklar göze çarpar ve karaci­ğer hipertrofiktir. Asites gözlenebilir. Civcivler­de yumurta sarısı genellikle emilmemiştir. Böb­rekler solgun ve ürat kristalleriyle doludur. Rek­tum, ishale eklenen ürat nedeniyle beyazımtı­rak bir sıvı ile dolu olup genişlemiştir.
Erkeklerde de testislerde beyaz odak ve nodüller görülür. Nadiren de olsa hava kesele­rinde kazeöz granülomlara rastlanabilir.
Hindi ve ördeklerde de tavuklardaki tablo­lara benzer görünümler söz konusudur. S.pullo­rum ve S.gallinarum'dan ileri gelen infeksiyon­larda klinik ve nekropsi bulgularıyla kesin teş­his konulamaz. Her iki etkenden ileri gelen tab­lolar birbiriyle karışabildiği gibi, ayrıca pastörol­lozis, kolibasillozis, paratifo infeksiyonları, mi­koplasmozis, aspergillozis ve Newcastle has­talığı ile karışabilir. Bu nedenle laboratuar mu­ayenelerinin yapılması zorunludur.
 
 
Laboratuar Tanısı
İnfeksiyonun mikrobiyolojik teşhisi için yeni ölmüş veya ago­ni halindeki hayvanlar, serolojik teşhis için ise, hayvanlardan kan veya kan serumu laboratuara gönderilmelidir.
a) Bakteriyoskopi: Ölen veya kesilen hay­vanların kalp kası, karaciğer, dalak veya kemik iliğinden yapılan preparatlar Gram boyama yön­temi ile boyanarak mikroskopta incelenir. Gram negatif etkenlerin görülmesi Salmonella olasılı­ğını düşündürür.
 b) Kültür: Bakteriyoskopide yararlanılan or­ganlardan aseptik koşullarda kanlı agar, Mac Conkey agar, E.M.B. agar gibi besiyerlerine ekimler yapılarak 37°C'de 24-48 saat inkube edilir. Dışkı materyalinden ekim yapılıyor ise, zenginleştirme yöntemlerinden yararlanılmalıdır. Zenginleştirme sonrası yine aynı besi yerlerine ekimler yapılır. Üreyen koloniler etiyoloji bah­sında verilen biyokimyasal testlerle incelenerek identifikasyona gidilir. Ayrıca üreyen kolonilerin Salmonella cinsine ait olup olmadığı SalmoneI­la O-1 fajı kullanılarak konfirme edilebilir.
c) Serolojik testler: Iki amaçla serolojik test­lerden yararlanılır. Birincisi, üreyen kolonilerin identifikasyonunda, laboratuarda bulunan grup spesifik serumlarla üreyen koloniler lam üzerin­de aglutinasyona tabi tutulur, yani etkenin anti­jenik analizine yönelik bir identifikasyon yolu iz­lenebilir. Ikincisi ise, infeksiyonun olduğu düşü­nülen kümesteki hayvanlardan kan alınarak, se­rumu çıkarılır; standart ve varyant suşlardan ha­zırlanmış aglutinasyon antijenleri kullanılarak hasta veya portör hayvanlar tesbit edilir. Bu amaç için lam aglütinasyon (RP), tüp aglütinas­yon (TA) ve mikroaglütinasyon (MA) testleri kul­lanılmaktadır. Lam aglutinasyon testinde tüp aglütinasyon antijenine göre 50 kat konsantre ve kristal violet ile boyalı, mikroaglutinasyon tes­tinde ise Safranin-O ile boyalı antijenlerden ya­rarlanılmaktadır. Ayrıca hindilerde kullanılama­yan taze kanla yapılan aglütinasyon (WB) testi de tavuklarda serolojik taramalarda kullanılmak­tadır.
d) Hayvan deneyi: Salmonella etkenlerinin kontamine materyalden izolasyonu amacıyla veya bazı özel çalışmalarda civciv, tavuk veya tavşanlar deney hayvanı olarak kullanılabilir.
 
Tedavi
Damızlık yetiştirmelerin dışındaki kanatlıla­ra kinolonlar (Nalidiksik asit ve enrofloksacin gibi), aminosidler, betalaktazlar (amoksilin, ampisilin vb.), tetrasiklinler ve furazolidon gru­bu ilaçlar verilebilir.
 
Korunma ve mücadele
Uzun yıllardan beri tavuk ve hindi kümeslerinde pullorum hastalığı ve tavuk tifosu ile ilgi­li kontrol çalışmaları yapılmaktadır. İşletmelerde temel programların uygulanması ile hem ta­vuk tifosu hem de pullorum hastalığı azaltılmış­tır. Bu hastalıklarda en basit uygulamalar, da­mızlık kümeslerin Salmonella gallinarum ve Sal­monella pullorum'dan ari olarak yetiştirilmesi ve bu sürülerden elde edilen civcivlerin indirekt ve direkt olarak bu organizma/arla temasının ön­lenmesini kapsamaktadır.
A- Kümes idaresi ile ilgili işlemler: infek­siyon etkenlerinden korunmada en etkin yön­tem S.pullorum ve S.gallinarumun kümese giri­şinin önlenmesidir. Bu iki hastalığın yayılmasın­da vertikal bulaşmanın önemli rol oynaması ne­deniyle kuluçkaya konulan yumurtaların tavuk tifosu ve pullorum hastalığı yönünden ari olma­sı gereklidir ve sadece böyle yumurtalar kuluç­kaya gönderilmelidir. Ulusal kontrol programla­rında, tavuk ve hindi damızlık kümeslerinin ve bunların civcivlerinin iki hastalık yönünden ari oldukları belirlenmelidir. S.pullorum ve S.gallinarum'un primer konakçıları tavuk ve hin­dilerdir. Serbest yaşayan kuşlar ve diğer kanat­lılar infeksiyonun büyük bir rezervuarı değildir­ler.
Pullorum hastalığının ve tavuk tifosunun önlenmesinde manegement uygulamaları tam olarak yapılmalı ve taşıyıcılar düzenli olarak or­tadan kaldırılmalıdır. Bunun için,
1. Civcivler ve genç kanatlılar pullorum ve tavuk tifosundan ari kaynaklardan sağlanmalıdır.
2. Hastalıktan ari olan sürüler ile ari olduğu bilinmeyen sürüler ve diğer kanatlılar birbirleri ile karıştırılmamalıdır.
3. Civcivler ve diğer genç kanatlılar iyi te­mizlenmiş ortamlara konulmalıdır.
4. Civcivler ve diğer genç kanatlılar ısı işle­mi görmüş yemlerle beslenmelidir ve yem kat­kılarındaki salmonella kontaminasyonları bu şe­kilde azaltılmalı veya salmonella ile kontamine yem katkıları kullanılmamalıdır.
 5. Dışarıdaki kaynaklardan salmonellaların girişinin önlenmesi için biyogüvenlik uygulama­ları eksiksiz yerine getirilmelidir. Bu amaçla,
a} Serbest yaşayan kuşların S.pullorum veya S.gallinarum taşıyıcılığı düşük olsa dahi, kümesiere bu kuşların girişi önlenmelidir.
b} Rat, fare, tavşan, kedi, köpek ve zararlı böcekler salmonella taşıyıcısı olabilirler. Bu ne­denle kümeslere kemiricilerin girmesi önlenme­lidir.
c) İnsekt kontrol programı önemlidir ve özel­likle ev sinekleri, kanatlı bitleri ve zararlı böcek­ler kümese girmeleri önlenmelidir. Bu zararlı bö­cekler salmonella ve diğer kanatlı patojenleri için taşıyıcı olabilirler.
d) Hayvanlara mutlaka temiz su sağlanma­lı ve içme suları klorlanmalıdır. Bazı bölgelerde yüzey sularının toplanarak bir gölet oluşturul­ması oldukça tehlikelidir.
e) Mikroorganizmaları içeren mekanik taşı­yıcılar, insanların çizme ve elbiseleri olduğu ka­dar ekipmanlar, arabalar, taşıma kasaları önem­lidir. Her aşamada cansız taşıyıcılar ile etkenle­rin kümese girişleri önlenmelidir.
f) Tüm ıskarta ve ölü hayvanlar bölgeden uzaklaştırılmalıdır.
B- Portörlerin ayıklanması: Pullorum has­talığının kontrol programının oluşturulmasında infekte tavukların belirlenmesi için tüp aglutinas­yon testi 1913 yılında geliştirilmiştir. Bu reaktör­lerin belirlenmesi ve uzaklaştırılması ile kümes­Ierden hastalığın elimine edilmesi için kullanıl­malıdır.
Saha sonuçları, tek test kullanımının re­aktörlerin uzaklaştırılması ve kümeslerden in­fekte tavukların tamamıyla elimine edilmesi için yeterli olmadığını göstermiştir. Böyle sonuçlar üç muhtemel nedenden dolayı gerekli katkıyı sağlayamamaktadır.
1.Infekte hayvanlardaki serum aglutininlerinin titresi inip çıkmakta ve de­ğerlendirmede kriter titrelerdeki (1/25-1/50) se­viyeleri belirli periyotlarda düşmektedir.
2.In­feksiyon ile aglutininlerin gelişmesi arasında belirli bir sürenin geçmesi gerekmektedir.
3.Reaktörlerin uzaklaştırılmasına rağmen, çevre­sel kontaminasyonlar şekillendiğinde, diğer hay­vanlar için bir infeksiyon kaynağı oluşturmakta­dır.
Serolojik teşhis amacıyla, tüp aglutinasyon (TA) testine ilave olarak lam aglutinasyon (RP), kanla yapılan aglutinasyon (WB) ve mikroaglu­tinasyon (MA) testleri geliştirilmiştir. Bu testle­rin tümü taşıyıcıların saptanmasında etkindir. MA testi, TA testine bağlı olarak geliştirilen ve ekonomide avantaj sağlayan bir testtir. Tavuk­larda bu testlerin dördü de kabul görürken WB testi hindiler için kullanılmamaktadır. ELlSA da pullorum ve tavuk tifosu için sürü taramaların­da kullanılabilmektedir.
Serolojik olarak infekte olduğu belirlenen bir veya daha fazla reaktörden alınan materyalIe­rin bakteriyolojik yönden incelenmesi ve bu mu­ayenelerle infeksiyonun doğrulanması gerekli­dir. Eğer kümeste şüpheli reaksiyonlar belirlen­mişse, güçlü pozitif reaksiyon veren tavuklar­dan alınan materyaller laboratuvara gönderile­rek yeniden test edilmeli ve dikkatli bir bakteri­yolojik muayene yapılmalıdır. Rutin testlerde, şüpheli veya atipik reaksiyonlar pozitif olarak de­ğerlendirilmemelidir. Çünkü bu reaksiyonlar S.­pullorum veya S.gallinarum dışındaki diğer bak­terilerden de kaynaklanabilir. 
Nonpullorum-nongallinarum reaktörler: Nonpullorum ve muhtelen nongallinarum, reaktörler, ender olarak reaksiyonları yorumlama­da probleme neden olabilir. Bunlar S.pullorum antijenleri ile ilişkili antijenlere sahip olan diğer bakterilerle infekte olan hayvanlardır. Koliform, mikrokok ve streptokoklar (özellikle de Lancefi­eld Grup D'ye ait olanlar), tavuklarda nonpullo­rum reaksiyonlarının büyük bir oranından so­rumludur. Ayrıca, Staphylococcus epidermidis, Micrococcus spp., Aerobaeter aerogenes, Pro­teus spp., E.coli, Arizonae, Providentia ve Cit­robacter türleride çoğu nonpullorum reaksiyon­larından sorumludurlar. Diğer salmonellalar için­de özellikle Grup D'de bulunan S.enteritidis de kros reaksiyona neden olmaktadır. Non-pullo­rum reaktör aralığı kümes içinde %30-40 sevi­yelerine çıkabilir ve aglutinasyonun karakter değişiklik gösterebilir. Bu faktörlerden dolayı ayrıntılı bakteriyolojik muayeneler, kümeste enfeksiyonunun durumunu belirlemede sıklıkla kullanılan tek bağlayıcı ve genellikle S.pullorum ve S.gallinarum tarafından oluşturulan infeksi­yonlar arasında da tek ayrımlayıcı yöntemdir.
Saha eradikasyonu: Sahada hastalığı era­dike etmede uygulanması gereken temel kural­lar aşağıda sunulmuştur.
1. Pullorum ve Tavuk tifosu şüphesi ile karşılaşıldığında durum en yakın Tarım İl ve
İlçe Müdürlüklerine bildirilmelidir.
2. Hastalık çıkan yerlerde karantina uygu­lanmalıdır ve infekte kümese ait hayvanlar
de­netim altında kestirilmeli ve satışa sunulmalı­dır,
3. Tüm hastalık vakaları resmi idare veya yerel idare tarafından araştırılmalıdır,
4. İthal edilen kanatlılar ve yumurtaları bu hastalıktan ari olmalıdır,
5. Pazarda satılan kanatlılar bu hastalıktan ari olmalıdır,
6. Damızlık kümesler ve kuluçkalar pullo­rum-tifo kontrol programları çerçevesinde kontrol edilmelidirler.
 
Aşılama
Tavuk tifosu halen dünyanın bazı yerlerinde problem olmaya devam etmektedir. Araştırıcılar ölü ve modifiye canlı aşılar üretmişlerdir. Bazı ülkelerde tavuk tifosu salgınlarında  9R suşunun canlı oral veya mineral yağlı adjuvantlı veya adjuvantsız injektabl aşıları kul­lanılmış ve farklı sonuçlar bildirilmiştir. Benzer olarak S.gallinarum'un dış membran proteinle­rinin, patojenik suşların iç organlara yerleşiminden 9R suşuna göre daha iyi koruma sağladığı bildirilmiştir. Son yıllarda, tavuk tifosuna karşı aşılamada, S.gallinarum'un mutant suşunun kul­lanımı ile S.gallinarum'un bir virulens-plasmidi­nin çıkarılması sonrasındaki elde edilen suşun­dan S.gallinarum ile infeksiyona karşı koruma­da ümit verici sonuçlar alınmıştır.
Türkiye’de de damızlık firmalarda inaktif Salmonella aşısının kullanımı işletmenin tercihleri ve yörede hastalık durumu göz önünde bulunarak başarı ile kullanılmaktadır. Canlı Salmonella aşılarının ise mevcut Kuluçkahane ve damızlık işletmeleri Sağlık Kontrol Yönetmeliği çerçevesine kullanımı yasaktır.
 
Mevzuat
Kanatlı Tifosu (Tavuk Tifosu) ve Pullorum Hastalıkları
Madde 118- Kanatlı Tifosu ve Pullorum Hastalıklarında aşağıda belirtilen tedbirler uygulanır.
a- Kanatlı Tifosu (Tavuk Tifosu) Hastalığı;
1) Kanatlılarda tifo (Salmonella gallinarum) hastalığının çıktığını haber alan hükümet veteriner hekimi hastalık mahallinde gerekli muayene ve incelemeleri yapar ve gerekli gördüğü tedbirleri alır.
2) Kanatlı tifosu hastalığından şüphe edilen sürülerden alınan ölü veya hasta hayvanlardan bir kaç tanesi kesin teşhis için, usulüne uygun olarak laboratuvara gönderilir. Laboratuvara hasta ve ölü hayvan gönderilmesinin mümkün olmadığı durumlarda; hastalıklı kanatlılara ait iç organlar, uzun kemikler, gaita, kloakal swaplar, yumurta ve kan serumları laboratuvara gönderilir.
3) Laboratuvar raporuna istinaden veteriner hekim hastalık çıkış raporunu düzenler, derhal mahalli hayvan sağlık zabıtası komisyonunu toplar, komisyon hükümet veteriner hekiminin raporuna istinaden hastalık çıkış kararı alır ve ilan eder.
4) Laboratuvar muayenesine göre bu hastalığın tespit edildiği kümeslerde, ölen kanatlılar gömülür veya yakılarak imha edilirler. Enfeksiyondan şüpheli genel durumu bozuk olan kanatlılar da imha edilirler.
 
5) Hastalığın tespit edildiği ticari kümeslerdeki yumurtacı veya broiler sürülerinde laboratuvar muayenesi 21 gün ara ile tekrarlanır. Son iki muayenenin menfi çıkması halinde sürü hastalıksız kabul edilir.
6) Bu hastalığın tespit edildiği kümeslerdeki sürüler damızlık olarak kullanılmaz.
7) Damızlık sürülerde söz konusu hastalığın tespit edilmesi durumunda, bu Yönetmelikte yer almayan hususlarda Bakanlıkça çıkarılan yönetmelik ve talimatlar uygulanır.
8) Yurtdışından ithal edilen yumurtalar ve canlı kanatlı hayvanlar, yurda sokuldukları yerde bu hastalık bakımından laboratuvar muayenesine tabi tutulur.
9) Kanatlı tifosu sebebiyle alınan karantina tedbirleri, (5) numaralı alt bentteki şartlar yerine getirildikten sonra dezenfeksiyon yapılarak kaldırılır.
b- Pullorum Hastalığı;
1) Kanatlılarda pullorum (Salmonella pullorum) hastalığının çıktığını haber alan hükümet veteriner hekimi hastalık mahallinde gerekli muayene ve incelemeleri yapar ve gerekli gördüğü tedbirleri alır.
2) Pullorum hastalığından şüpheli sürülerden alınan ölü veya hasta hayvanlardan bir kaç tanesi kesin teşhis için, usulüne uygun olarak laboratuvara gönderilir. Laboratuvara hasta ve ölü hayvan gönderilmesinin mümkün olmadığı durumlarda; hastalıklı kanatlılara ait iç organlar, uzun kemikler, gaita, kloakal swaplar, yumurta ve kan serumları laboratuvara gönderilir.
3) Laboratuvar raporuna istinaden veteriner hekim hastalık çıkış raporunu düzenler, derhal mahalli hayvan sağlık zabıtası komisyonunu toplar, komisyon hükümet veteriner hekiminin raporuna istinaden hastalık çıkış kararı alır ve ilan eder.
4) Laboratuvar muayenesine göre bu hastalığın tespit edildiği kümeslerde ölen kanatlılar gömülürler veya yakılarak imha edilirler. Enfeksiyondan şüpheli genel durumu bozuk olan kanatlılar da imha edilirler.
5) Hastalığın tespit edildiği ticari kümeslerdeki yumurtacı veya broiler sürülerinde laboratuvar muayenesi 21 gün ara ile tekrarlanır. Son iki muayenenin menfi çıkması halinde sürü hastalıksız kabul edilir.
6) Bu hastalığın tespit edildiği kümeslerdeki sürüler damızlık olarak kullanılmaz.
7) Damızlık sürülerde söz konusu hastalığın tespit edilmesi durumunda, bu Yönetmelikte yer almayan hususlarda Bakanlıkça çıkarılan yönetmelik ve talimatlar uygulanır.
8) Yurtdışından ithal edilen yumurtalar ve canlı kanatlı hayvanlar, yurda sokuldukları yerde bu hastalık bakımından laboratuvar muayenesine tabi tutulur.
9) Pullorum hastalığı sebebiyle alınan karantina tedbirleri, (5) numaralı alt bentteki şartlar yerine getirildikten sonra dezenfeksiyon yapılarak kaldırılır."(Değişiklik Karar Sayısı : 2003/5407 , Resmi Gazete Tarihi: 11 Nisan 2003)"