-
KANATLI
SALMONELLASI
-
Newcastle hastalığı/Kanatlı Tifosu
-
-
Salmonella
içerisindeki etkenlerden S.pullorum, pullorum hastalığının,
S.gallinarum'da kanatlı tifosunun etkeni olarak bilinmektedir.
Ancak sahada pullorum hastalığının çok az görülmesi ve iki etkenin
farklı türlerden ziyade biyovar olarak değerlendirilmesi bu iki
hastalığın birlikte nitelendirilmesine yol açmıştır. Kanatlı
Salmonellozisi, Salmonella cinsindeki etkenlerden ileri gelen
kanatlıların büyük bir çoğunluğunda önemli hastalık tablolarına
neden olan bir infeksiyondur. Ayrıca kanatlı Salmonella türlerinin
bazılarının insanda da infeksiyon yapması nedeniyle Salmonellozis
kanatlılardan bulaşabilen önemli zoonotik infeksiyonlar olarak
değerlendirilmektedir.
-
-
Epidemoljisi
-
-
Ülkesel Durum
-
Türkiye'de
Tavukların Salmonellozis'i 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası
Kanunu'na göre "İhbarı Mecburi Hayvan Hastalıkları" kapsamında
olup, damızlık kümeslerin Salmonella pullorum/gallinarum yönünden
kontrolü de son olarak 1998'de Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın
çıkarmış olduğu "Kuluçkahane ve Damızlık işletmelerinin Sağlık ve
Kontrol Yönetmeliği ve Talimatı" ile düzenlenmiştir.Bölge
Enstitüleri ve İl Tarım Müdürlükleri iş birliği ile Kuluçkahane ve
Damızlık işletmesi ihtiyaç duyulduğunda daha sık olmak kaydı ile en
az 6 ayda bir denetlenmekte ve Laboratuar kontrollerinden tabii
tutulmakta ,şartları uygun işletmeler (Salmonella testleri dahil)
sertifikalandırılarak , miyadlı olarak üretim izni hakketmiş
olurlar.
-
-
Etiyolojisi
-
Hareketsiz
Salmonella'lar olarak bilinen S.pul/orum ve S.gal/inarum Gram
negatif sporsuz ve kapsülsüzdürler. 0.3-0.5x1.0-2.5µm boyutlarında
küçük çomaklar tarzında görülürler.
-
Laboratuvar
besiyerlerinde (kanlı agar, Mac Conkey agar, EMB gibi) 24-48 saatte
gözle görülebilen koloniler oluştururlar. Fakültatif anaerob
özellikte olan bu etkenler, buyyonda homojen bir şekilde, hafif
bulanıklık meydana getirerek ürerler.
-
Biyokimyasal
aktiviteleri oldukça yüksektir. Bu nedenle, Salmonella
izolasyonunda kullanılan besi yerlerinin bileşimi, bu
mikroorganizmaların önemli iki özelliklerini ortaya çıkarma esasına
dayanmaktadır.
-
-
Patogenesiz
-
S.pullorum ve
S.gallinarum infeksiyonları başta tavuk olmak üzere hindi,
bıldırcın, güvercin, serçe ve papağanlarda görülür.
-
Tavuk ırkları
arasında da infeksiyona duyarlılık derecesi değişmektedir. Hafif
ırklar, özellikle, Leghon'lar ağır ırklara göre daha
dirençlidirler. Pullorum hastalığı genellikle gençlerde görülmesine
rağmen, erginlerde de zaman zaman görülebilmektedir. Kanatlı tifosu
ergin hastalığı olarak kabul edilmesine karşın, gençlerde,
özellikle ilk bir aylık civcivlerde %26 mortalite
oluşturabilmektedir. Dolayısıyla gençlerin erginlere göre, dişilerin
de erkeklere göre hastalığa daha duyarlı olduğu söylenebilir.
-
Bulaşma kaynağını
genellikle infekte yani taşıyıcı kanatlılar teşkil eder. Dolayısıyla
bu hayvanlara ait infekte yumurtalar kuluçka için kullanıldığında
hastalığın en temel şekli olan vertikal bulaşma söz konusudur.
Genellikle hasta veya portör hayvanlar %30 civarında mikroplu
yumurta çıkarırlar. Bu yumurtalardan civciv çıkma olasılığı
azalmasına rağmen embriyo döneminin kayıplarından sonra, çıkabilen
civcivler portör olarak mikroorganizmaları diğerlerine bulaştırır.
Ayrıca mekanik bulaşmada vahşi kuşların, rodentlerin ve sineklerin
de rolü vardır.
-
-
Semptomlar
-
Genellikle pullorum
gençlerin, kanatlı tifosu ise erginlerin hastalığı gibi düşünülse
de, vertikal bulaşma çok önem taşıdığı için civciv ve genç
piliçlerde aynı klinik belirtiler görülür.
-
İnfekte yumurta/arda
çıkış mümkün olsa bile kısa sürede civcivlerde ölümler izlenir. Ya
da halsiz, zayıf civcivler görülür. Kloakaları kirli ve beyaz
renklidir. Bazı durumlarda ise ölümlere daha sonraki haftalarda,
genellikle de 2. ve 3. haftada rastlanır.
-
Ergin hayvanlarda
genellikle semptom görülmez. Ancak akut olgularda halsizlik,
düşkünlük, yumurta veriminde düşüş, ilk günlerde ateş, iştahsızlık
ve 10 gün içinde de ölüm izlenebilir.
-
Ancak kronik
olgularda bu semptomları izlemek mümkün değildir. Buna karşın
lokalize formları görülür. Ovaritis, salpingitis ve özellikle de
yumurtanın karın boşluğuna düşmesine bağlı bozukluklar söz konusu
olur. Etkenin virulansına ve sürünün direncine göre pullorumda
mortalite %0-%100, tifoda ise %10-%93 arasında değişmektedir.
-
Morbidite
mortaliteden daha yüksektir. Genellikle de hastalığı geçiren
hayvanlar portör olarak kalırlar ve hastalık için bulaş kaynağını
oluştururlar.
-
Nekropside, perakut
infeksiyonlardan ölen hayvanlarda herhangi bir bulgu görülmeyebilir.
Akut infeksiyonlarda ise karaciğer, dalak ve böbrekler hemorajik
görünümlü olup karaciğerde küçük nekrotik odaklar göze çarpar ve
karaciğer hipertrofiktir. Asites gözlenebilir. Civcivlerde yumurta
sarısı genellikle emilmemiştir. Böbrekler solgun ve ürat
kristalleriyle doludur. Rektum, ishale eklenen ürat nedeniyle
beyazımtırak bir sıvı ile dolu olup genişlemiştir.
-
Erkeklerde de
testislerde beyaz odak ve nodüller görülür. Nadiren de olsa hava
keselerinde kazeöz granülomlara rastlanabilir.
-
Hindi ve ördeklerde
de tavuklardaki tablolara benzer görünümler söz konusudur.
S.pullorum ve S.gallinarum'dan ileri gelen infeksiyonlarda klinik
ve nekropsi bulgularıyla kesin teşhis konulamaz. Her iki etkenden
ileri gelen tablolar birbiriyle karışabildiği gibi, ayrıca
pastörollozis, kolibasillozis, paratifo infeksiyonları,
mikoplasmozis, aspergillozis ve Newcastle hastalığı ile
karışabilir. Bu nedenle laboratuar muayenelerinin yapılması
zorunludur.
-
-

-
-
Laboratuar Tanısı
-
İnfeksiyonun
mikrobiyolojik teşhisi için yeni ölmüş veya agoni halindeki
hayvanlar, serolojik teşhis için ise, hayvanlardan kan veya kan
serumu laboratuara gönderilmelidir.
-
a) Bakteriyoskopi: Ölen veya kesilen hayvanların kalp kası,
karaciğer, dalak veya kemik iliğinden yapılan preparatlar Gram
boyama yöntemi ile boyanarak mikroskopta incelenir. Gram negatif
etkenlerin görülmesi Salmonella olasılığını düşündürür.
-
b) Kültür: Bakteriyoskopide yararlanılan organlardan aseptik
koşullarda kanlı agar, Mac Conkey agar, E.M.B. agar gibi
besiyerlerine ekimler yapılarak 37°C'de 24-48 saat inkube edilir.
Dışkı materyalinden ekim yapılıyor ise, zenginleştirme
yöntemlerinden yararlanılmalıdır. Zenginleştirme sonrası yine aynı
besi yerlerine ekimler yapılır. Üreyen koloniler etiyoloji bahsında
verilen biyokimyasal testlerle incelenerek identifikasyona gidilir.
Ayrıca üreyen kolonilerin Salmonella cinsine ait olup olmadığı
SalmoneIla O-1 fajı kullanılarak konfirme edilebilir.
-
c) Serolojik testler: Iki amaçla serolojik testlerden yararlanılır.
Birincisi, üreyen kolonilerin identifikasyonunda, laboratuarda
bulunan grup spesifik serumlarla üreyen koloniler lam üzerinde
aglutinasyona tabi tutulur, yani etkenin antijenik analizine
yönelik bir identifikasyon yolu izlenebilir. Ikincisi ise,
infeksiyonun olduğu düşünülen kümesteki hayvanlardan kan alınarak,
serumu çıkarılır; standart ve varyant suşlardan hazırlanmış
aglutinasyon antijenleri kullanılarak hasta veya portör hayvanlar
tesbit edilir. Bu amaç için lam aglütinasyon (RP), tüp aglütinasyon
(TA) ve mikroaglütinasyon (MA) testleri kullanılmaktadır. Lam
aglutinasyon testinde tüp aglütinasyon antijenine göre 50 kat
konsantre ve kristal violet ile boyalı, mikroaglutinasyon testinde
ise Safranin-O ile boyalı antijenlerden yararlanılmaktadır. Ayrıca
hindilerde kullanılamayan taze kanla yapılan aglütinasyon (WB)
testi de tavuklarda serolojik taramalarda kullanılmaktadır.
-
d) Hayvan deneyi: Salmonella etkenlerinin kontamine materyalden
izolasyonu amacıyla veya bazı özel çalışmalarda civciv, tavuk veya
tavşanlar deney hayvanı olarak kullanılabilir.
-
-
Tedavi
-
Damızlık
yetiştirmelerin dışındaki kanatlılara kinolonlar (Nalidiksik asit
ve enrofloksacin gibi), aminosidler, betalaktazlar (amoksilin,
ampisilin vb.), tetrasiklinler ve furazolidon grubu ilaçlar
verilebilir.
-
-
Korunma ve mücadele
-
Uzun yıllardan beri
tavuk ve hindi kümeslerinde pullorum hastalığı ve tavuk tifosu ile
ilgili kontrol çalışmaları yapılmaktadır. İşletmelerde temel
programların uygulanması ile hem tavuk tifosu hem de pullorum
hastalığı azaltılmıştır. Bu hastalıklarda en basit uygulamalar,
damızlık kümeslerin Salmonella gallinarum ve Salmonella
pullorum'dan ari olarak yetiştirilmesi ve bu sürülerden elde edilen
civcivlerin indirekt ve direkt olarak bu organizma/arla temasının
önlenmesini kapsamaktadır.
-
A-
Kümes idaresi ile ilgili işlemler: infeksiyon etkenlerinden
korunmada en etkin yöntem S.pullorum ve S.gallinarumun kümese
girişinin önlenmesidir. Bu iki hastalığın yayılmasında vertikal
bulaşmanın önemli rol oynaması nedeniyle kuluçkaya konulan
yumurtaların tavuk tifosu ve pullorum hastalığı yönünden ari olması
gereklidir ve sadece böyle yumurtalar kuluçkaya gönderilmelidir.
Ulusal kontrol programlarında, tavuk ve hindi damızlık kümeslerinin
ve bunların civcivlerinin iki hastalık yönünden ari oldukları
belirlenmelidir. S.pullorum ve S.gallinarum'un primer konakçıları
tavuk ve hindilerdir. Serbest yaşayan kuşlar ve diğer kanatlılar
infeksiyonun büyük bir rezervuarı değildirler.
-
Pullorum hastalığının ve tavuk tifosunun önlenmesinde manegement
uygulamaları tam olarak yapılmalı ve taşıyıcılar düzenli olarak
ortadan kaldırılmalıdır. Bunun için,
-
1.
Civcivler ve genç kanatlılar pullorum ve tavuk tifosundan ari
kaynaklardan sağlanmalıdır.
-
2.
Hastalıktan ari olan sürüler ile ari olduğu bilinmeyen sürüler ve
diğer kanatlılar birbirleri ile karıştırılmamalıdır.
-
3.
Civcivler ve diğer genç kanatlılar iyi temizlenmiş ortamlara
konulmalıdır.
-
4.
Civcivler ve diğer genç kanatlılar ısı işlemi görmüş yemlerle
beslenmelidir ve yem katkılarındaki salmonella kontaminasyonları bu
şekilde azaltılmalı veya salmonella ile kontamine yem katkıları
kullanılmamalıdır.
-
5.
Dışarıdaki kaynaklardan salmonellaların girişinin önlenmesi için
biyogüvenlik uygulamaları eksiksiz yerine getirilmelidir. Bu
amaçla,
-
a}
Serbest yaşayan kuşların S.pullorum veya S.gallinarum taşıyıcılığı
düşük olsa dahi, kümesiere bu kuşların girişi önlenmelidir.
-
b}
Rat, fare, tavşan, kedi, köpek ve zararlı böcekler salmonella
taşıyıcısı olabilirler. Bu nedenle kümeslere kemiricilerin girmesi
önlenmelidir.
-
c)
İnsekt kontrol programı önemlidir ve özellikle ev sinekleri,
kanatlı bitleri ve zararlı böcekler kümese girmeleri önlenmelidir.
Bu zararlı böcekler salmonella ve diğer kanatlı patojenleri için
taşıyıcı olabilirler.
-
d)
Hayvanlara mutlaka temiz su sağlanmalı ve içme suları
klorlanmalıdır. Bazı bölgelerde yüzey sularının toplanarak bir gölet
oluşturulması oldukça tehlikelidir.
-
e)
Mikroorganizmaları içeren mekanik taşıyıcılar, insanların çizme ve
elbiseleri olduğu kadar ekipmanlar, arabalar, taşıma kasaları
önemlidir. Her aşamada cansız taşıyıcılar ile etkenlerin kümese
girişleri önlenmelidir.
-
f) Tüm
ıskarta ve ölü hayvanlar bölgeden uzaklaştırılmalıdır.
-
B-
Portörlerin ayıklanması: Pullorum hastalığının kontrol programının
oluşturulmasında infekte tavukların belirlenmesi için tüp
aglutinasyon testi 1913 yılında geliştirilmiştir. Bu reaktörlerin
belirlenmesi ve uzaklaştırılması ile kümesIerden hastalığın elimine
edilmesi için kullanılmalıdır.
-
Saha sonuçları,
tek test kullanımının reaktörlerin uzaklaştırılması ve kümeslerden
infekte tavukların tamamıyla elimine edilmesi için yeterli
olmadığını göstermiştir. Böyle sonuçlar üç muhtemel nedenden dolayı
gerekli katkıyı sağlayamamaktadır.
-
1.Infekte
hayvanlardaki serum aglutininlerinin titresi inip çıkmakta ve
değerlendirmede kriter titrelerdeki (1/25-1/50) seviyeleri belirli
periyotlarda düşmektedir.
-
2.Infeksiyon ile
aglutininlerin gelişmesi arasında belirli bir sürenin geçmesi
gerekmektedir.
-
3.Reaktörlerin
uzaklaştırılmasına rağmen, çevresel kontaminasyonlar
şekillendiğinde, diğer hayvanlar için bir infeksiyon kaynağı
oluşturmaktadır.
-
Serolojik teşhis
amacıyla, tüp aglutinasyon (TA) testine ilave olarak lam
aglutinasyon (RP), kanla yapılan aglutinasyon (WB) ve
mikroaglutinasyon (MA) testleri geliştirilmiştir. Bu testlerin
tümü taşıyıcıların saptanmasında etkindir. MA testi, TA testine
bağlı olarak geliştirilen ve ekonomide avantaj sağlayan bir testtir.
Tavuklarda bu testlerin dördü de kabul görürken WB testi hindiler
için kullanılmamaktadır. ELlSA da pullorum ve tavuk tifosu için sürü
taramalarında kullanılabilmektedir.
-
Serolojik olarak
infekte olduğu belirlenen bir veya daha fazla reaktörden alınan
materyalIerin bakteriyolojik yönden incelenmesi ve bu muayenelerle
infeksiyonun doğrulanması gereklidir. Eğer kümeste şüpheli
reaksiyonlar belirlenmişse, güçlü pozitif reaksiyon veren
tavuklardan alınan materyaller laboratuvara gönderilerek yeniden
test edilmeli ve dikkatli bir bakteriyolojik muayene yapılmalıdır.
Rutin testlerde, şüpheli veya atipik reaksiyonlar pozitif olarak
değerlendirilmemelidir. Çünkü bu reaksiyonlar S.pullorum veya
S.gallinarum dışındaki diğer bakterilerden de kaynaklanabilir.
-
Nonpullorum-nongallinarum reaktörler: Nonpullorum ve muhtelen
nongallinarum, reaktörler, ender olarak reaksiyonları yorumlamada
probleme neden olabilir. Bunlar S.pullorum antijenleri ile ilişkili
antijenlere sahip olan diğer bakterilerle infekte olan hayvanlardır.
Koliform, mikrokok ve streptokoklar (özellikle de Lancefield Grup
D'ye ait olanlar), tavuklarda nonpullorum reaksiyonlarının büyük
bir oranından sorumludur. Ayrıca, Staphylococcus epidermidis,
Micrococcus spp., Aerobaeter aerogenes, Proteus spp., E.coli,
Arizonae, Providentia ve Citrobacter türleride çoğu nonpullorum
reaksiyonlarından sorumludurlar. Diğer salmonellalar içinde
özellikle Grup D'de bulunan S.enteritidis de kros reaksiyona neden
olmaktadır. Non-pullorum reaktör aralığı kümes içinde %30-40
seviyelerine çıkabilir ve aglutinasyonun karakter değişiklik
gösterebilir. Bu faktörlerden dolayı ayrıntılı bakteriyolojik
muayeneler, kümeste enfeksiyonunun durumunu belirlemede
sıklıkla kullanılan tek bağlayıcı ve genellikle S.pullorum ve
S.gallinarum tarafından oluşturulan infeksiyonlar arasında da tek
ayrımlayıcı yöntemdir.
-
Saha eradikasyonu:
Sahada hastalığı eradike etmede uygulanması gereken temel kurallar
aşağıda sunulmuştur.
-
1. Pullorum ve Tavuk
tifosu şüphesi ile karşılaşıldığında durum en yakın Tarım İl ve
-
İlçe Müdürlüklerine bildirilmelidir.
-
2. Hastalık çıkan
yerlerde karantina uygulanmalıdır ve infekte kümese ait hayvanlar
-
denetim altında kestirilmeli ve satışa sunulmalıdır,
-
3. Tüm hastalık
vakaları resmi idare veya yerel idare tarafından araştırılmalıdır,
-
4. İthal edilen kanatlılar ve yumurtaları bu hastalıktan ari
olmalıdır,
-
5. Pazarda satılan kanatlılar bu hastalıktan ari olmalıdır,
-
6. Damızlık
kümesler ve kuluçkalar pullorum-tifo kontrol programları
çerçevesinde kontrol edilmelidirler.
-
-
Aşılama
-
Tavuk tifosu halen
dünyanın bazı yerlerinde problem olmaya devam etmektedir.
Araştırıcılar ölü ve modifiye canlı aşılar üretmişlerdir. Bazı
ülkelerde tavuk tifosu salgınlarında 9R suşunun canlı oral veya
mineral yağlı adjuvantlı veya adjuvantsız injektabl aşıları
kullanılmış ve farklı sonuçlar bildirilmiştir. Benzer olarak
S.gallinarum'un dış membran proteinlerinin, patojenik suşların iç
organlara yerleşiminden 9R suşuna göre daha iyi koruma sağladığı
bildirilmiştir. Son yıllarda, tavuk tifosuna karşı aşılamada,
S.gallinarum'un mutant suşunun kullanımı ile S.gallinarum'un bir
virulens-plasmidinin çıkarılması sonrasındaki elde edilen suşundan
S.gallinarum ile infeksiyona karşı korumada ümit verici sonuçlar
alınmıştır.
-
Türkiye’de de
damızlık firmalarda inaktif Salmonella aşısının kullanımı işletmenin
tercihleri ve yörede hastalık durumu göz önünde bulunarak başarı ile
kullanılmaktadır. Canlı Salmonella aşılarının ise mevcut Kuluçkahane
ve damızlık işletmeleri Sağlık Kontrol Yönetmeliği çerçevesine
kullanımı yasaktır.
-
-
Mevzuat
-
Kanatlı Tifosu (Tavuk Tifosu) ve Pullorum Hastalıkları
-
Madde 118-
Kanatlı Tifosu ve Pullorum Hastalıklarında aşağıda belirtilen
tedbirler uygulanır.
-
a-
Kanatlı Tifosu (Tavuk Tifosu) Hastalığı;
-
1) Kanatlılarda
tifo (Salmonella gallinarum) hastalığının çıktığını haber alan
hükümet veteriner hekimi hastalık mahallinde gerekli muayene ve
incelemeleri yapar ve gerekli gördüğü tedbirleri alır.
-
2) Kanatlı tifosu
hastalığından şüphe edilen sürülerden alınan ölü veya hasta
hayvanlardan bir kaç tanesi kesin teşhis için, usulüne uygun olarak
laboratuvara gönderilir. Laboratuvara hasta ve ölü hayvan
gönderilmesinin mümkün olmadığı durumlarda; hastalıklı kanatlılara
ait iç organlar, uzun kemikler, gaita, kloakal swaplar, yumurta ve
kan serumları laboratuvara gönderilir.
-
3) Laboratuvar
raporuna istinaden veteriner hekim hastalık çıkış raporunu düzenler,
derhal mahalli hayvan sağlık zabıtası komisyonunu toplar, komisyon
hükümet veteriner hekiminin raporuna istinaden hastalık çıkış kararı
alır ve ilan eder.
-
4) Laboratuvar
muayenesine göre bu hastalığın tespit edildiği kümeslerde, ölen
kanatlılar gömülür veya yakılarak imha edilirler. Enfeksiyondan
şüpheli genel durumu bozuk olan kanatlılar da imha edilirler.
-
-
5) Hastalığın
tespit edildiği ticari kümeslerdeki yumurtacı veya broiler
sürülerinde laboratuvar muayenesi 21 gün ara ile tekrarlanır. Son
iki muayenenin menfi çıkması halinde sürü hastalıksız kabul edilir.
-
6) Bu hastalığın
tespit edildiği kümeslerdeki sürüler damızlık olarak kullanılmaz.
-
7) Damızlık
sürülerde söz konusu hastalığın tespit edilmesi durumunda, bu
Yönetmelikte yer almayan hususlarda Bakanlıkça çıkarılan yönetmelik
ve talimatlar uygulanır.
-
8) Yurtdışından
ithal edilen yumurtalar ve canlı kanatlı hayvanlar, yurda
sokuldukları yerde bu hastalık bakımından laboratuvar muayenesine
tabi tutulur.
-
9) Kanatlı tifosu
sebebiyle alınan karantina tedbirleri, (5) numaralı alt bentteki
şartlar yerine getirildikten sonra dezenfeksiyon yapılarak
kaldırılır.
-
b-
Pullorum Hastalığı;
-
1) Kanatlılarda
pullorum (Salmonella pullorum) hastalığının çıktığını haber alan
hükümet veteriner hekimi hastalık mahallinde gerekli muayene ve
incelemeleri yapar ve gerekli gördüğü tedbirleri alır.
-
2) Pullorum
hastalığından şüpheli sürülerden alınan ölü veya hasta hayvanlardan
bir kaç tanesi kesin teşhis için, usulüne uygun olarak laboratuvara
gönderilir. Laboratuvara hasta ve ölü hayvan gönderilmesinin mümkün
olmadığı durumlarda; hastalıklı kanatlılara ait iç organlar, uzun
kemikler, gaita, kloakal swaplar, yumurta ve kan serumları
laboratuvara gönderilir.
-
3) Laboratuvar
raporuna istinaden veteriner hekim hastalık çıkış raporunu düzenler,
derhal mahalli hayvan sağlık zabıtası komisyonunu toplar, komisyon
hükümet veteriner hekiminin raporuna istinaden hastalık çıkış kararı
alır ve ilan eder.
-
4) Laboratuvar
muayenesine göre bu hastalığın tespit edildiği kümeslerde ölen
kanatlılar gömülürler veya yakılarak imha edilirler. Enfeksiyondan
şüpheli genel durumu bozuk olan kanatlılar da imha edilirler.
-
5) Hastalığın
tespit edildiği ticari kümeslerdeki yumurtacı veya broiler
sürülerinde laboratuvar muayenesi 21 gün ara ile tekrarlanır. Son
iki muayenenin menfi çıkması halinde sürü hastalıksız kabul edilir.
-
6) Bu hastalığın
tespit edildiği kümeslerdeki sürüler damızlık olarak kullanılmaz.
-
7) Damızlık
sürülerde söz konusu hastalığın tespit edilmesi durumunda, bu
Yönetmelikte yer almayan hususlarda Bakanlıkça çıkarılan yönetmelik
ve talimatlar uygulanır.
-
8) Yurtdışından
ithal edilen yumurtalar ve canlı kanatlı hayvanlar, yurda
sokuldukları yerde bu hastalık bakımından laboratuvar muayenesine
tabi tutulur.
-
9) Pullorum
hastalığı sebebiyle alınan karantina tedbirleri, (5) numaralı alt
bentteki şartlar yerine getirildikten sonra dezenfeksiyon yapılarak
kaldırılır."(Değişiklik
Karar Sayısı : 2003/5407 , Resmi Gazete Tarihi: 11 Nisan 2003)"