“SORUNLARI VE ÇÖZÜMLERİYLE KIRKLARELİ’NDE TARIM” PANELİ YAPILDI.

İl Tarım Müdürlüğü, İl Özel İdaresi, Kırklareli Ticaret Borsası ve Süleyman Demirel Üniversitesi işbirliğiyle Kırklareli Ticaret Borsası Konferans Salonunda 08.03.2011 tarihinde 09:30 -17:00 saatleri arasında Panel yapıldı.Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasından sonra açılış konuşmalarına geçildi.Açılış konuşmalarında kürsüye gelen İl Tarım Müdürü Hasan ÇEBİ;

İlimizin merkez ilçe ile birlikte 8 ilçe 18 belde ve 173 köye sahiptir. Nüfus sayımız 333.256 olup, bunun % 36,27 si 120.872 kişisi köylerde ve % 63,73 ü 212,384 ü şehirde ikamet etmektedir.

Kırklareli İlimiz 655.000 ha arazi varlığının 35.000 ha mer’a, 260.000 ha orman, 94.000 ha  tarım dışı arazi ve 265.000 ha tarım arazisidir. Sulanabilen tarım arazisi % 18.5 ile 48.500 ha dır. Modern sulama sistemi yağmurlama ve damla sulama yok denecek kadar azdır.

İlde 24.665 aile tarımsal faaliyet ile uğraşmaktadır. Bunun % 64.4 bitkisel ve hayvansal üretimle, % 32 si sadece bitkisel, % 2.1 hayvancılık ve % 1.3 ü su ürünleri ile uğraşmaktadırlar.

Tarımsal alanlarımızda % 63  hububat 140.000 ha 564.000 ton, % 24 ü 74.000 ha 192.000 ton ayçiçeği, % 3.7 si yem bitkileri silajlık mısır 1 ve 2. Ürünle 4.000 ha da 272.000 ton silaj üretilmektedir.

Tarım işletmelerimizin % 8.3 ü 0-10 da, % 11.4 ü 11-20 da, % 30.2 si 21-50 da, % 28.1 i 51-100 da % 16.7 si 101-200 da, % 5i 201-500 da ve % 3 ü 501-1000 da arasındadır.

Büyükbaş hayvan varlığımızın 108,254 ün  % 83 ü kültür ırkı ve % 12.4 ü kültür melezidir. Sadece % 4.4 ü yerli ırktır. 1564 adet manda, 160.000 Koyun ve 42.000 keçi ile 40.682 kovanımız vardır. 236,800 ton süt, 1743 ton et, 549 ton bal ve 26,390,000 adet yumurta üretimimiz vardır.

Kırklareli ilimizin genel istatistik rakamlarını verdikten sonra sorunları ve çözüm yolları üzerinde durmak gerekmektedir. Sadece başlıklarını kısaca sayarsak;

-       Sosyo- ekonomik problemler

-       Tarım politikalarının etkisiyle oluşan problemler

-       Doğal kaynak problemler

-       Çevresel problemler

-       Üretim problemleri ki bunlar; Bitkisel ve hayvansal üretim sorunları, gıda işletmelerindeki sorunlar, Sulama sorunları

-       Su ürünleri problemler

-       Örgütlenme problemler

-       Yayım problemler olarak bahsedebiliriz.

 

Medeni hukuktan kaynaklanan  miras yoluyla tarımsal araziler her geçen gün parçalanmaktadır. İşletmelerimiz yeteri büyüklüğe sahip olmadığından girdi maliyetleri yüksek olmaktadır. Yeterli girdi sağlanamadığından verim düşük olmaktadır.

Mevcut hayvan varlığımızın kaliteli  kaba yem ihtiyacını karşılamak için mera alanlarımız ve yem bitkisi ekilişimiz yeterli değildir. Kaliteli kaba yem açığımız % 60 lar seviyesindedir.

Sulu tarım arazilerimiz yeterli değildir. Mevcut sulama suyumuz vahşi sulama şeklinde kullanılmakta, sifon yapılarak kullanılan suyun kontrolu yapılamamakta dolayısıyla boşa akan su toprağın çoraklaşmasından, yolların bozulmasına hatta  erozyona neden olmaktadır.

Gübre kullanımı 77.000 ton/yıl  olup, yaptığımız çiftçi toplantılarında edindiğimiz izlenim yapılan toprak analizleri dikkate alınmadan uygulanmaktadır.  

Bitkisel üretimde pestisit kullanımından kaçınarak organik üretime geçerek Trakya bölgesini organik tarım üssü haline getirmek mümkündür. Ayrıca hayvancılıkta şap hastalığından ari olan bölgemiz, brucella ve tüberküloz yönünden de ari hale getirmeliyiz.

İlimizde ılıman iklim kuşağında yetiştirilen ürünler dahil her türlü bitkisel ürünlerin yetiştirilmesi mümkündür. Yetiştirilen ürünlerin verimleri Türkiye ortalamasının üzerinde veya ortalama seviyesindedir. Buna karşın tarım arazilerinde % 78 oranında buğday ayçiçeği münavebesi yapılmaktadır.  Kuru alanlarda bu iki ürün arasına yem bitkisi eklenebilir. Sulu alanlarda hububat hasadından sonra silajlık mısır, fasülye ve lahana gibi bitkiler yetiştirilebilir. Bu hem toprağın ıslahı hemde yem bitkisi açığını azaltmanın en kolay yoludur.

Sertifikalı tohum kullanımı yetersizdir. Tarım sigortaları yeterince yaygınlaşıp gelişmemiştir. İşletme başına düşen hayvan sayısı düşüktür. Profesyonel hayvancılık işletmeleri yeteri sayıya henüz ulaşamamıştır. Hayvansal ürünlerde bakteri sayısı ve ilaç kalıntıları tüketici ve sanayici açısından problem oluşturmaktadır. Hayvansal ürün tüketimi ise toplumuzun sosyo ekonomik gerçekleri nedeniyle gelişmiş ülkelerin çok altındadır.

Yetiştirici örgütleri kooperatif ve birlikler üretim ve satış gibi konularda yeterli etkinliğe ulaşamamıştır. Gibi birçok konuyu burada zikredebiliriz. Sözü uzmanlarına bırakarak:

Panelin düzenlenmesine vesile olan sayın Valimize ve 8 Mart Dünya kadınlar gününde bizlere destek olmak için teşrif eden sayın hanımefendiye, Ispartada buraya kadar zahmet edip gelen çok değerli hocalarımıza ve Üniversite yöneticilerine,   siz değerli çiftçilerimize, katkılarından dolayı İl özel idaresine, Ticaret Borsamıza ve çalışma arkadaşlarıma teşekkür eder. Panelin ilimize ve ülkemize hayırlar getirmesi dileğiyle, saygılar sunarım.

İl Tarım Müdürü Hasan ÇEBİ’nin ardından kürsüye gelen Kırklareli Valisi Ali Haydar ÖNER;  Kırklareli’nin tarım, turizm ve çevre duyarlılığı içinde sanayileşmesinde önünün açık olduğunu belirterek “Bugün çok önemli konuklarımız var. Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi eski dekanı Prof. Dr. Mehmet Atilla Aşkın’ın başkanlığında seçkin akademisyen grubu Kırklareli’ de tarımın sorunlarını bizimle paylaşacaklar. Bilgilerinden bizleri yararlandıracaklar. Toprağın bereketinin artmasına, çiftçilerimizin alın terlerinin karşılığını bulmasına önemli katkılarda bulunacaklar. Kendilerine hepiniz adına hoş geldiniz diyoruz.

Biraz önce tarım müdürümüz bazı bilgiler sundu ve Kırklareli’nin tarımda ne kadar fazla sorunu olduğunu bizlere hissettirdi. Gerçektende biz zannediyoruz ki Kırklareli’ de tarım mükemmel, fazla bir sorunu yok, toprak bereketli, çiftçi alın terinin karşılığını alıyor.

40 bin kovan arımız, 100 bin kovanlık kapasitemiz var. Çiftçi 40 bin kovana karşın 50 bin kovan geliyor Kırklareli’ne her sezon. Bir de atıl kapasiteyi düşünelim. Arılar hangi ortamda çiçeklerden bal, polen topluyorlar. Biraz çevre kirliliği biraz ilaçlamadan olan sorunlarla muhteşem yaratıklar bizlere bal vermeye çalışıyorlar. Ama biz onların, güzelim çevrelerini kirlettiğimiz için bazen ballarımız yurt dışından geri dönüyor. Satılan mal eskiden geri alınmaz diye eskiden bir prensip vardı şimdi artık esnaf satılan mal geri alınır diye yazmak zorunda. Çünkü tüketici hakları ileri boyuta ulaştı.

Ektiğimiz buğdayı da, ayçiçeğini de satamaz duruma düşebiliriz. Çünkü Ergene gidi bir güzel akarsu, evsel atıklarla, sanayi atıklarıyla kirletiliyor. Taşkınlarla kirletilen alanlar çoğalıyor. Kirletilen alanlara ekilen ürünler zehirleniyor. Kim kirletti bu Ergene’yi? Hem doğal güzelliği çevreyi koruma sorumluluğumuz var, hem de çiftçinin hakkını gasp etmeme gibi bir duyarlılığımız olmalı. Ne sanayicimiz uyuyor, ne Trakya bölgesinde yer alan Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne buna uyuyor. Hani memlekete hizmet boynumuzun borcuydu, okullarda ‘Varlığım Türk Varlığına Armağan Olsun’ diye yetişmiştik. Türk varlığı bize armağan olsun meselesine mi dönüştü.

Buğday ekiyoruz yer yer 350 kilonun altında hasat elde ediyoruz. 350 kilonun altında buğday alıyoruz ama bir yandan da kaba yem bitkisi açığımız çok fazla. Konya’dan ve Hatay’dan ot getiriyoruz. Otun bize olan maliyeti ne, taşıma maliyeti ne? Kırklareli’nin her tarafını dolaştım. Sadece iki ilçesine resmi ziyarette bulundum ama gayri resmi olarak her yeri dolaştım.

Ne yazık ki piknik ve mesire alanlarının hepsi kirletilmiş. Temiz terk edilmemiş ve insana yakışmayan bir davranış. Aslan yattığı yerden insan da terk ettiği yerden belli olur. Kullandığı yeri temiz terk etmeyen yaratık insan vasfından uzaklaşıyor demektir.

Demirköy’de ormanın içinde küçücük alanlar biraz orman tahrip edilerek yaratılan alanlar hemen köy içinde de kocaman iş makineleri. 30 dönüm tarla ya var ya yok. Kocaman bir biçerdöver var. Genç nüfus makineli tarım yapmak istiyor ama üretim maliyeti ne kadar yüksek. Ya da taksi gibi kullandığımız traktörler var. Orman alanın içindeki o küçük tarlalar bahçe olarak mı daha verimli olarak kullanılabilir, bağ olarak mı daha verimli kullanılabilir kaba yem bitkisi mi daha yararlı olur yoksa buğday ekerek mi daha fazla gelir elde edebiliriz emeğimizin karşılığını alabiliriz buna uzmanlar karar verecek tavsiyelerde bulunacak çiftçimizde sağduyusuyla tartıp değerlendirecek. Ama daha fazla bekle gör politikası içinde de olmamamız lazım. Çünkü artık anlamış olmalıyız ki toprak tahlili yaptırmadan kullandığımız gübrelerde bazen toprağın ihtiyacı olmayan gübreyi saçıyoruz boşa harcıyoruz. Bazen ihtiyacı olan gübreyi saçmıyoruz, aldığımız ürünün miktarı kalitesi düşüyor. Bazen kullandığımız tohum nitelikli tohum değil. Az ürün elde ediyoruz. Bazen bakımını iyi yapmıyoruz, bazen mevsiminde hasat etmiyoruz hepsi birer sorun.

Bugün bir yandan kar kış; Demirköy, Kofçaz, yoğun kar alan bölgelerden intikaller azaldı ama yinede şükranla karşılıyoruz. Yeter ki ilgiler devam etsin eğitim çalışmaları sürecek. Tarım çalışanlarına da rica ediyorum, dairede kalma süresini asgariye indirip alanda çalışma süresini azamiye çıkartmamız lazım. Niye daireye gelmedin diye ne müdür bey nede ben sormam. Tarlaya, bostana, bağ-bahçeye, ahıra gitmeli arkadaşlarımız. Kravat niye takmadın diye de sormayız. İkiden fazla teknisyen dairede olmayacak. Tarlada, bostanda, bağda, bahçede, çiftçinin, üreticinin, besicinin yanında olacak. Hava kapalı yağışlı olursa köy kahvesinde köylülerde mesai saatinde köylülerle domino oynamakta serbest. Belki domino oynarken bir iki kelime tarım veya hayvancılıktan konuşulurda bilgi akışı olur” dedi.

Vali Ali Haydar Öner’in konuşmalarının ardından, Panel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Atilla Aşkın ‘Meyve Yetiştirme ve Islahı’, Panelistlerden Prof. Dr. Turhan Toker ‘çiftlik hayvanlarının yetiştirilmesi beslenmeleri ve pratik ıslahları’, Doç Dr. Hakan Aktaş ‘Meyve, sebze, bağ ve süs bitkileri üretimi, ıslahı, genetik, fizyoloji, muhafaza, depolama ve pazara hazırlanması’, Yrd. Doç Dr. Mehmet Polat ‘Meyve yetiştirme ve ıslahı, organik tarım meyve çoğaltma teknikleri’ ve son olarak Yrd. Doç. Dr. Ozan Demirözer’de ‘Entemoloji, zararlılar ile biyolojik mücadele zararlılar ile entegre mücadele’ konuları hakkında katılımcılara görsel destekli bilgiler verdi.